Çakıcı’dan tarihi açıklamalar
» - 14 Mayıs 2018 23:02

Çakıcı’dan tarihi açıklamalar

Son gelişmeleri değerlendirdi

Keskin T Tipi Cezaevinde kalmakta olan Ünlü Kabadayı Alattin Çakıcı, son gelişmeler üzerine yine tarih dersi veren manifesto niteliğinde açıklamalarda bulundu.
Çakıcı, açıklamalarında şunları söyledi: “Kamuoyuna saygılarımla arz ederim. Daha evvelde belki bir mektup daha yazarım demiştim. Partilerin ittifaklarını, konuşmalarını herkes gibi ben de izlemekteyim. Daha evvel de dediğim gibi Müslümanım, Türküm, Milliyetçi ve Ülkücüyüm. Adem (a.s.) bugüne kadar Rabbimden gelen suhuf ve kitaplara gelen kesin ve mutlak emirlerin ismi İslam’dır, Efendimiz’e (sav) gelen, suhuf ve kitaplara gelen ilahi emirler Kur’an-ı Kerim’de kesin ve net Rabbimin emri olan “dininizi tamamladım” emri doğru, bana yapılan kulluğun, emirlerime uyan, dinini yaşayan kişiye Müslüman” denir. Yozlaşmamış dönemlerdeki suhuf ve kitaplarda Allah’ın mirlerini yerine getirenlerde o günün imanlı insanları idi. Kutlu ışık Allah’tan gelen bu nurlu ışığın Adem (a.s.)’dan Efendimiz (SAV)’a kadar, kıyamete kadar Allah’ın dininin adı İslam’dır, kalbi yaşayan da Müslümandır.
Sevgi, barış, yaradılanı yaradandan seven her inançlı topluma Allah’ın doğru yolu olan İslam insanlığa bir rahmettir. Adem (a.s.) soyunan gelen Allah’ın emri olan “ben sizi fırkalara böldüm, bir araya gelip tanışasınız diye”. Allah’ın fırkalara böldüğü Türk Milletine mensubum. Türkün milliyetçilik anlayışı manevi inançlarını yaşamak, vatan sathının her zerresini sevmek, topraklarına sahip çıkmak, kendi milletine itina ve özen göstermek, başka milletlere de saygı duymaktır ve toprakları için bedenini feda etmektir. İnanç ve toprakları vazgeçilmezdir. Asla ırkçı değildir. İnançları ile kültürü ile topraklarını çok sevdiği için toprak milliyetçisidir. Asla ırkçı değildir. Yıllardan beri ülkücüleri yerli vatan hainleri, faşist damgasıyla itham etmektedirler. Bu vatan hainleri hiç mi dünya literatürüne bakmıyorlar mı?
Ülkünün literatürdeki anlamı gaye ve amaç demektir. Ülkücünün de literatürdeki anlamı gayesi ve amacı doğrultusunda anlamının ismi idealisttir.
Din ve vicdan özgürlüğünden bahseden temel insan hakkı yaşama, beslenme ve koruma-temel hak ve insan özgürlüklerinin içine yaşama, beslenme, inanç özgürlüğü, adalette eşitlik kavramı, kişiye adil olan adalet kavramında yasaları ihlal etmeden düşünce ve özgürlüğüne sahiptir. Ne yazık ki kendi gibi düşünmeyen batının uşaklığını yapan, sözde hukukun üstünlüğü, temel hak ve insan özgürlüklerini sürekli sakız gibi ağzında çiğneyip Siyonist üst akıla, sömürgeci emperyalist ABD’ye faşizm merkezi olan Avrupa Birliği’ne uşaklık yapanlara ülkücüler mi, faşist yoksa gerçek faşist sizler misiniz?
Hiç vicdanınızda ülkücüleri yargıladığınız zaman kendi vicdanınızı sorguladınız mı? Batıdaki Fransız milliyetçiliği emperyalist sömürge üzerine kurulmuş, kültür milliyetçiliği olan Fransızları hiç sorguladınız mı? Faşist Musollini’nin kader arkadaşı olan 1938-1945 arası dünyayı kan gölüne çeviren Nasyonal, diğer adı olan Nazizm bir kafatasçı, ırkçı olduğunu bildiğiniz halde batıya uşaklık yaparak 2. Dünya Harbinden sonra Siyonist üst akıl ve sömürgeci kapitalistlere hizmet ettiğini bilmenize rağmen halen devletinize saldırmaktasınız. İşte (yukarıda bahsettiğim insani kriterlerden Müslüman Ülkücü ve vatansever, Cumhuriyetimizin ilk Bozkurt’u olan Atatürkv e Atatürkçülerle) batıya uşaklık yapan sizlerin farkı budur.
Ben Ülkücüyüm. Partiler açılıp, kapanır, iktidarlar da değişir. Bir ülkücünün gayesi aziz topraklarına sahip çıkmak, devletimizin bekası, adil, adaletli, herkese eşit yaşadığımız toplumun adalet ve hukukun kişilere değil, bağımsız devletimizin temel direği, vazgeçilmezidir. Din ve inanç özgürlüğüne yasaları ihlal etmediği sürece her inanç sistemi diğerini ötekileştirdiği an hukuk ve adaleti uygulamak bir milliyetçi vatanseverin tek amacıdır. Toplumun refahı, yaşam hakkı, korunma, beslenme, gelişmiş demokrasi, milli gelirde toplumun bireylerini yaşamlarını huzur içerisinde sıkıntısız, milli geliri adil bir şekilde toplumun bireylerini güvence altına almak işte üst satırlarda bahsettiğim tamamını gerçekleştirmek sosyal devleti inşa emektir.
16 yıllık AKP iktidarı döneminde AKP’nin aşamadığı başörtüsü sorununu Meclis’teki İyi Parti’ye geçen MHP milletvekilleri, Meclis’teki MHP ve Genel Başkanı almış oldukları kararla AKP değil, MHP çözmüştür. Yine Cumhurbaşkanını millet seçsin, AKP Meclis’ten geçirememiştir. MHP Lideri ve ogünkü Meclis’teki milletvekillerinin yardımıyla bu sorunu AKP değil ülkücü kökenli milletvekilleri çözmüştür. Referandum da iktidarın değil, MHP’nin yardımıyla çözülmüştür. Acaba bunları AKP seçmeni biliyor mu? Yoksa biliyor da unuttular mı? Bugün devletimiz beka sorunu yaşarken tüm vatanseverlere birlikte devletimizin bekası için bedenlerini ateşin içine koyarak bedenlerinin yok edilmelerine talip olmuşlardır.
16 yıllık AKP iktidarı 2002’den 15 Temmuz’a kadar artı ve eksilerini gençlerimiz ve aziz milletimiz bilgisayarlara girerek araştırmaları hakkıdır. Çünkü beka sorunu yaşıyoruz. 15 Temmuz’dan bugüne kadarki zaman sürecindeki gelişen uluslararası boyuttaki Türkiye ile ilgili olayları ve yurt içinde gelişen olayları onları da iyi araştırsınlar. AKP iktidara geldiğinde, 10 yıllık süre içinde ABD ve batının sıkıştırmasıyla PKK’yla bizi bir barış masasına oturtmak istediler. Dünyada hiçbir devlet teröristle pazarlık yapmaz. Devletimizi yöneten siyasi idarenin başı ve en yakın mesai arkadaşları bu baskı Türkiye’nin ve coğrafyamızın parçalanma, ülkemizi bölme için olduğunu ne yazık ki kıy uykusunda idiler miydi de sonradan uyandılar?
ABD’nin ve batının yönlendirmesiyle PKK Güneydoğu’da özyönetim oluşturmak istediler. Devletimizin sert ve kararlı tutumuyla bir devlete yakışanı yerine getirdiler. Üst akılın ve batılı emperyalistlerin 60 yıldır devletin kılcal damarlarına kadar işledikleri vatana ihanet edecek virüsünü 15 Temmuz’da gerçekleştirmek istediler.
Ne yazık ki soğuk savaş döneminden sonraki bir asırlık projelerini uygulayamayarak devletimiz ve aziz milletimiz onları şok yaşattı. Kuzey Irak’tan başlayıp Suriye’nin Lazkiye Limanından denize açılacak İsrail’in güvenliği ve Orta Doğu’daki yeraltı kaynaklarını sömürmek için direkt kendilerine bağlı terörist bir Kürt devleti kurdurmak istediler. Devletimizin Fırat ve Afrin operasyonlarında batıya bir şok yaşatarak gerçekleştirmek istedikleri terörist Kürt koridorunun önünü keserek bu projelerini kısa bir süre deepfrizde dondurdular.
Sayın Devlet Başkanımız… Emanetçi olan devlet başkanımıza göbekten bağlı Sayın Başbakan ve kendileri oyunuzu bize vermezseniz darbeci ve darbecilerin arkasındakilere, PKK’ya hizmet ediyorsunuz söylemi bu zorlu süreçte yanlış bir söylem. Evet, ülkemizde onlara yakın bazı aktörlerin Türkiye’nin enerjisini yok etmek için uğraş vermektedir. Ama bu ülkede AKP’ye her oy vermeyenin yukarıda söylediğimle itham etmek yanlıştır.
Son yıllardır devletine gönülden bağlı Zaza ve Kürt vatandaşlarımızın Kürt oldukları için bazı densizlerin PKK’lı gibi görmesi büyük bir yanlış. AKP bazen vatansever, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Zaza ve Kütleri savundu. Bazen de sessiz kaldı. Aynı zamanda 21 milyon Türkmen Alevisi ile ilgili Alevi çalıştayında istedikleri her ilde bir Cemevi, her Cemevinin içine bir de mescit yapmak şartıyla isteyen cemini yapar, isteyen de Ehl-i Beyt’e gönül vermiş olan aynı Cemevi’nin içindeki mescide İslam’ın ritüellerini yerine getirebilirler. Tabii baskı unsuru kurulmadan. Ne yazık ki Yeniçeri Ocağı dağıtılmasına müteakiben bütün Alevi ve Bektaşi dergahları günümüze kadar kapatılmıştır.
Seçim konuşmalarında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan, devletine gönülden bağlı Zaza, Kürt, alevi ve Bektaşi vatandaşlarımızı yasal olabilecek, ülkemizin milli birliğine ve dokusuna en ufak bir zarar vermeyecek, bu vatandaşlarımıza eğer yeniden iktidar olursanız lütfen duyarsız kalmayın. İşte o zaman 81 milyon hepimiz Türkiye oluruz. Bir de devletimizin bekası söz konusu olduğu an hiç düşünmeden en zorlu döneminizde size can yeleği olan ülkücüler ve milliyetçileri AKP artığı görmek kendi gözlerinizi çıkarıp, nasıl ülkeyi yönetip dünya lideri olmayı düşünüyorsunuz?
Birkaç gün evvel bir af konuşması gündeme geldiğinde size can yeleği olan kutlu bir davanın liderinin af söylemlerini emanetçiniz olan Sayın Binali Yıldırım gündemimizde böyle bir düşünce yoktur. Aynı şekilde Sayın Devlet Başkanımız da gündemimizde öyle bir düşünce yoktur. İngiltere’ye giderken hava alanındaki basın toplantısında deklare etmiştir. 15 Temmuz’dan beri arkanızda bir çelik zırh gibi dura kader arkadaşınızın bu söylemine bu şekil değil de Sayın Bahçeli böyle bir şey düşünüyorsa o konuyu aramızda konuşabiliriz demek en doğru olanıydı. Sayın Bahçeli’nin amacı Devlet Başkanı Yardımcısı olmak değil. Onun ülkücü devletin bekası vazgeçilmezidir. Hala bunu anlayamadınızsa demek ki Sayın Binali Yıldırım Başkan Yardımcılığı için acaba Devlet Bahçeli’yi Başkan Yardımcısı yapar mı? Diye şahsınıza sormadan böyle bir cümleyi söylemiştir.
Sayın Devlet Başkanım ve Sayın Başbakan… Hangi partide olursa olsun, gerçek ülkücü ve Türk Milliyetçileri devlet bekası söz konusu olunca kırgınlıklar, çekememezlikler, devletimizin adına dondurulur, kol kırılır yen içinde kalır.
Milletimiz yeni bir seçime gitmektedir. Ama AKP’yi iktidara taşırsa 15 Temmuz’dan sonra kurumlar arası güven duygusu yok olmuştur. Hatta kurumlar içerisinde birbirlerine güven duygusu içerisinde değillerdir. Hukuk sistemi paramparça olmuştur. Adaleti adil, bağımsız inşa emeniz kurumlar arasındaki güven duygusunu ve kurumlar içindeki güvensizlik duygusunu mutlaka yeniden inşa etmeniz gerekli. Devletimize düşman olmayan her etnik mozayiği hep beraber Türkiye’yiz deyip, ötekileştirmeden kucaklarsanız hep beraber Türkiye oluruz. Tabii milletimiz sizi tekrar iktidara taşırsa
Batıya ve ABD’ye, bölücülere hizmet etmeyen yeni bir iktidar milletin özgür iradesiyle iktidar olursalar, görevi yeni oluşuma kalbi devretmek demokrasinin, insan olmanın gereğidir. Ben hiçbir partiyi işaret etmiyorum. Seçimler ikinci tura kalırsa muhalefetinizdeki çatı ittifakının PKK’lılara hiçbir zaman terörist diyemeyen HDP’nin oyları yönetimde bir değişiklik olursa AKP’nin ilk on yıl barış süreci denen aynı şeyleri mutlaka yaşarız.
PKK’nın siyasi uzantısı değilseler, PKK Kürtlerin ve Türklerin düşmanıdır. Bir terör örgütüdür. ABD, İsrail’in uşaklığını yapıyor. Türkiye Cumhuriyeti Devletimizi bölmek isteyenlerle birlikte hareket ediyor. Aynı dine mensup olduğumuz Türk, Arap, İranlı Müslümanlarının düşmanıdır diyorlarsalar bu 45-50 gün süreç içerisinde Arvupa’da, ABD’de, Türkiye’de, Dünya kamuoyuna deklare ediiyorlarsa, biz PKK’nın değil, Türkiye Cumhuriyeti Devletine bağlı bölücü olmayan Türkiye Cumhuriyeti’nin bekası, 80 milyonun Türkiye sevdalısı bir partiyiz diyorlarsalar seçimde her türlü karar vermeleri onların da haklarıdır. Daha evvel PKK, AB, ABD, İsrail’le bir yatağa giren bu partililer zehir enjekte eden bu devletlerle birlikte hareket de ettikleri sürece ne kadar zehirlenmişlerdir?
Onların yolunda mı gidecekler, yoksa Türkiye Cumhuriyeti’nin birer vatandaşı olarak hep birlikte Türkiye mi olacaklardır? Onun için muhalefetteki çatı adayları bu konuyu değerlendirmeseler Türkiye’ye değil, ABD ve AB’ye Siyonistlere hizmetten ileriye hizmet etmektir. Eğer HDP muhalefet müttefiki, gönüllerinde devlet bekası Türkiye sevdası, vatan topraklarının her zerresini nausu kadar sevmek, iffeti kadar korumak, devletinin bekasına kalbi gönül vermişseler albayrağımız için bedenlerini feda edecekseler sandıktan milletimizin özgür iradesiyle kimi iktidara taşırsalar milletimiz için, coğrafyamız için, Filistin’de 1948’den beri katliama uğraya Filistinli din kardeşlerimiz için de hayırlara vesile olsun.!
NOT: “Yukarıda MHP ile ilgili bazı şeyleri dile getirdim. Doğru olanları söyledim. Doğru olan AKP’ye beka söz konusu olduğu her dönem can yeleği olmuştur. Ben ülkücüyüm. Daha evvel de dillendirdiğim evimin yolu direkt devlet bekasına çıkar. Kimseye biat etmem. Teslimiyetim Allah’a, sadakatim Devletimedir.
Daha evvel de söylemiştim, bir geniş mektup yazacağım diye. Bu son mektubum değil. Seçime 15-20 gün kala daha geniş kapsamlı bir mektup yazacağım. Bir af söylemi gündeme geldi, Sayın Bahçeli’ye kendi adıma, arkadaşım adına, tüm kader mahkumları adına teşekkür ederim.
Kendim için hiçbir af talebim olamaz. Yıllardır fazla yatmama rağmen 16 tane hastalığım var. 7-8’i ölümcül. Hepsi 6-7 tane süresiz kurul raporlarıyla tescillidir. Benim hücremde bedenim esir. Düşüncelerim özgür. Hastalıklara sığınıp affedilmeyi isteyen Allah’ın El Beşir ve El Rezzak ismine kalbi iman etmemiş demektir. Rabbim ne zaman kapıları açarsa ya evime gider, ya da son nefesimi verip ebediyete giderim. Bölücü ve vatan haini olmayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarımıza saygılarımla arz ederim.”

Kırıkkale24

Çakıcı’dan tarihi açıklamalar

Çakıcı’dan tarihi açıklamalar
Haber Tarihi: 14 Mayıs 2018 23:02
Haber Adresi: http://www.kirikkale24.com/cakicidan-tarihi-aciklamalar/

Çakıcı’dan tarihi açıklamalar

Son gelişmeleri değerlendirdi

Keskin T Tipi Cezaevinde kalmakta olan Ünlü Kabadayı Alattin Çakıcı, son gelişmeler üzerine yine tarih dersi veren manifesto niteliğinde açıklamalarda bulundu.
Çakıcı, açıklamalarında şunları söyledi: “Kamuoyuna saygılarımla arz ederim. Daha evvelde belki bir mektup daha yazarım demiştim. Partilerin ittifaklarını, konuşmalarını herkes gibi ben de izlemekteyim. Daha evvel de dediğim gibi Müslümanım, Türküm, Milliyetçi ve Ülkücüyüm. Adem (a.s.) bugüne kadar Rabbimden gelen suhuf ve kitaplara gelen kesin ve mutlak emirlerin ismi İslam’dır, Efendimiz’e (sav) gelen, suhuf ve kitaplara gelen ilahi emirler Kur’an-ı Kerim’de kesin ve net Rabbimin emri olan “dininizi tamamladım” emri doğru, bana yapılan kulluğun, emirlerime uyan, dinini yaşayan kişiye Müslüman” denir. Yozlaşmamış dönemlerdeki suhuf ve kitaplarda Allah’ın mirlerini yerine getirenlerde o günün imanlı insanları idi. Kutlu ışık Allah’tan gelen bu nurlu ışığın Adem (a.s.)’dan Efendimiz (SAV)’a kadar, kıyamete kadar Allah’ın dininin adı İslam’dır, kalbi yaşayan da Müslümandır.
Sevgi, barış, yaradılanı yaradandan seven her inançlı topluma Allah’ın doğru yolu olan İslam insanlığa bir rahmettir. Adem (a.s.) soyunan gelen Allah’ın emri olan “ben sizi fırkalara böldüm, bir araya gelip tanışasınız diye”. Allah’ın fırkalara böldüğü Türk Milletine mensubum. Türkün milliyetçilik anlayışı manevi inançlarını yaşamak, vatan sathının her zerresini sevmek, topraklarına sahip çıkmak, kendi milletine itina ve özen göstermek, başka milletlere de saygı duymaktır ve toprakları için bedenini feda etmektir. İnanç ve toprakları vazgeçilmezdir. Asla ırkçı değildir. İnançları ile kültürü ile topraklarını çok sevdiği için toprak milliyetçisidir. Asla ırkçı değildir. Yıllardan beri ülkücüleri yerli vatan hainleri, faşist damgasıyla itham etmektedirler. Bu vatan hainleri hiç mi dünya literatürüne bakmıyorlar mı?
Ülkünün literatürdeki anlamı gaye ve amaç demektir. Ülkücünün de literatürdeki anlamı gayesi ve amacı doğrultusunda anlamının ismi idealisttir.
Din ve vicdan özgürlüğünden bahseden temel insan hakkı yaşama, beslenme ve koruma-temel hak ve insan özgürlüklerinin içine yaşama, beslenme, inanç özgürlüğü, adalette eşitlik kavramı, kişiye adil olan adalet kavramında yasaları ihlal etmeden düşünce ve özgürlüğüne sahiptir. Ne yazık ki kendi gibi düşünmeyen batının uşaklığını yapan, sözde hukukun üstünlüğü, temel hak ve insan özgürlüklerini sürekli sakız gibi ağzında çiğneyip Siyonist üst akıla, sömürgeci emperyalist ABD’ye faşizm merkezi olan Avrupa Birliği’ne uşaklık yapanlara ülkücüler mi, faşist yoksa gerçek faşist sizler misiniz?
Hiç vicdanınızda ülkücüleri yargıladığınız zaman kendi vicdanınızı sorguladınız mı? Batıdaki Fransız milliyetçiliği emperyalist sömürge üzerine kurulmuş, kültür milliyetçiliği olan Fransızları hiç sorguladınız mı? Faşist Musollini’nin kader arkadaşı olan 1938-1945 arası dünyayı kan gölüne çeviren Nasyonal, diğer adı olan Nazizm bir kafatasçı, ırkçı olduğunu bildiğiniz halde batıya uşaklık yaparak 2. Dünya Harbinden sonra Siyonist üst akıl ve sömürgeci kapitalistlere hizmet ettiğini bilmenize rağmen halen devletinize saldırmaktasınız. İşte (yukarıda bahsettiğim insani kriterlerden Müslüman Ülkücü ve vatansever, Cumhuriyetimizin ilk Bozkurt’u olan Atatürkv e Atatürkçülerle) batıya uşaklık yapan sizlerin farkı budur.
Ben Ülkücüyüm. Partiler açılıp, kapanır, iktidarlar da değişir. Bir ülkücünün gayesi aziz topraklarına sahip çıkmak, devletimizin bekası, adil, adaletli, herkese eşit yaşadığımız toplumun adalet ve hukukun kişilere değil, bağımsız devletimizin temel direği, vazgeçilmezidir. Din ve inanç özgürlüğüne yasaları ihlal etmediği sürece her inanç sistemi diğerini ötekileştirdiği an hukuk ve adaleti uygulamak bir milliyetçi vatanseverin tek amacıdır. Toplumun refahı, yaşam hakkı, korunma, beslenme, gelişmiş demokrasi, milli gelirde toplumun bireylerini yaşamlarını huzur içerisinde sıkıntısız, milli geliri adil bir şekilde toplumun bireylerini güvence altına almak işte üst satırlarda bahsettiğim tamamını gerçekleştirmek sosyal devleti inşa emektir.
16 yıllık AKP iktidarı döneminde AKP’nin aşamadığı başörtüsü sorununu Meclis’teki İyi Parti’ye geçen MHP milletvekilleri, Meclis’teki MHP ve Genel Başkanı almış oldukları kararla AKP değil, MHP çözmüştür. Yine Cumhurbaşkanını millet seçsin, AKP Meclis’ten geçirememiştir. MHP Lideri ve ogünkü Meclis’teki milletvekillerinin yardımıyla bu sorunu AKP değil ülkücü kökenli milletvekilleri çözmüştür. Referandum da iktidarın değil, MHP’nin yardımıyla çözülmüştür. Acaba bunları AKP seçmeni biliyor mu? Yoksa biliyor da unuttular mı? Bugün devletimiz beka sorunu yaşarken tüm vatanseverlere birlikte devletimizin bekası için bedenlerini ateşin içine koyarak bedenlerinin yok edilmelerine talip olmuşlardır.
16 yıllık AKP iktidarı 2002’den 15 Temmuz’a kadar artı ve eksilerini gençlerimiz ve aziz milletimiz bilgisayarlara girerek araştırmaları hakkıdır. Çünkü beka sorunu yaşıyoruz. 15 Temmuz’dan bugüne kadarki zaman sürecindeki gelişen uluslararası boyuttaki Türkiye ile ilgili olayları ve yurt içinde gelişen olayları onları da iyi araştırsınlar. AKP iktidara geldiğinde, 10 yıllık süre içinde ABD ve batının sıkıştırmasıyla PKK’yla bizi bir barış masasına oturtmak istediler. Dünyada hiçbir devlet teröristle pazarlık yapmaz. Devletimizi yöneten siyasi idarenin başı ve en yakın mesai arkadaşları bu baskı Türkiye’nin ve coğrafyamızın parçalanma, ülkemizi bölme için olduğunu ne yazık ki kıy uykusunda idiler miydi de sonradan uyandılar?
ABD’nin ve batının yönlendirmesiyle PKK Güneydoğu’da özyönetim oluşturmak istediler. Devletimizin sert ve kararlı tutumuyla bir devlete yakışanı yerine getirdiler. Üst akılın ve batılı emperyalistlerin 60 yıldır devletin kılcal damarlarına kadar işledikleri vatana ihanet edecek virüsünü 15 Temmuz’da gerçekleştirmek istediler.
Ne yazık ki soğuk savaş döneminden sonraki bir asırlık projelerini uygulayamayarak devletimiz ve aziz milletimiz onları şok yaşattı. Kuzey Irak’tan başlayıp Suriye’nin Lazkiye Limanından denize açılacak İsrail’in güvenliği ve Orta Doğu’daki yeraltı kaynaklarını sömürmek için direkt kendilerine bağlı terörist bir Kürt devleti kurdurmak istediler. Devletimizin Fırat ve Afrin operasyonlarında batıya bir şok yaşatarak gerçekleştirmek istedikleri terörist Kürt koridorunun önünü keserek bu projelerini kısa bir süre deepfrizde dondurdular.
Sayın Devlet Başkanımız… Emanetçi olan devlet başkanımıza göbekten bağlı Sayın Başbakan ve kendileri oyunuzu bize vermezseniz darbeci ve darbecilerin arkasındakilere, PKK’ya hizmet ediyorsunuz söylemi bu zorlu süreçte yanlış bir söylem. Evet, ülkemizde onlara yakın bazı aktörlerin Türkiye’nin enerjisini yok etmek için uğraş vermektedir. Ama bu ülkede AKP’ye her oy vermeyenin yukarıda söylediğimle itham etmek yanlıştır.
Son yıllardır devletine gönülden bağlı Zaza ve Kürt vatandaşlarımızın Kürt oldukları için bazı densizlerin PKK’lı gibi görmesi büyük bir yanlış. AKP bazen vatansever, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Zaza ve Kütleri savundu. Bazen de sessiz kaldı. Aynı zamanda 21 milyon Türkmen Alevisi ile ilgili Alevi çalıştayında istedikleri her ilde bir Cemevi, her Cemevinin içine bir de mescit yapmak şartıyla isteyen cemini yapar, isteyen de Ehl-i Beyt’e gönül vermiş olan aynı Cemevi’nin içindeki mescide İslam’ın ritüellerini yerine getirebilirler. Tabii baskı unsuru kurulmadan. Ne yazık ki Yeniçeri Ocağı dağıtılmasına müteakiben bütün Alevi ve Bektaşi dergahları günümüze kadar kapatılmıştır.
Seçim konuşmalarında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan, devletine gönülden bağlı Zaza, Kürt, alevi ve Bektaşi vatandaşlarımızı yasal olabilecek, ülkemizin milli birliğine ve dokusuna en ufak bir zarar vermeyecek, bu vatandaşlarımıza eğer yeniden iktidar olursanız lütfen duyarsız kalmayın. İşte o zaman 81 milyon hepimiz Türkiye oluruz. Bir de devletimizin bekası söz konusu olduğu an hiç düşünmeden en zorlu döneminizde size can yeleği olan ülkücüler ve milliyetçileri AKP artığı görmek kendi gözlerinizi çıkarıp, nasıl ülkeyi yönetip dünya lideri olmayı düşünüyorsunuz?
Birkaç gün evvel bir af konuşması gündeme geldiğinde size can yeleği olan kutlu bir davanın liderinin af söylemlerini emanetçiniz olan Sayın Binali Yıldırım gündemimizde böyle bir düşünce yoktur. Aynı şekilde Sayın Devlet Başkanımız da gündemimizde öyle bir düşünce yoktur. İngiltere’ye giderken hava alanındaki basın toplantısında deklare etmiştir. 15 Temmuz’dan beri arkanızda bir çelik zırh gibi dura kader arkadaşınızın bu söylemine bu şekil değil de Sayın Bahçeli böyle bir şey düşünüyorsa o konuyu aramızda konuşabiliriz demek en doğru olanıydı. Sayın Bahçeli’nin amacı Devlet Başkanı Yardımcısı olmak değil. Onun ülkücü devletin bekası vazgeçilmezidir. Hala bunu anlayamadınızsa demek ki Sayın Binali Yıldırım Başkan Yardımcılığı için acaba Devlet Bahçeli’yi Başkan Yardımcısı yapar mı? Diye şahsınıza sormadan böyle bir cümleyi söylemiştir.
Sayın Devlet Başkanım ve Sayın Başbakan… Hangi partide olursa olsun, gerçek ülkücü ve Türk Milliyetçileri devlet bekası söz konusu olunca kırgınlıklar, çekememezlikler, devletimizin adına dondurulur, kol kırılır yen içinde kalır.
Milletimiz yeni bir seçime gitmektedir. Ama AKP’yi iktidara taşırsa 15 Temmuz’dan sonra kurumlar arası güven duygusu yok olmuştur. Hatta kurumlar içerisinde birbirlerine güven duygusu içerisinde değillerdir. Hukuk sistemi paramparça olmuştur. Adaleti adil, bağımsız inşa emeniz kurumlar arasındaki güven duygusunu ve kurumlar içindeki güvensizlik duygusunu mutlaka yeniden inşa etmeniz gerekli. Devletimize düşman olmayan her etnik mozayiği hep beraber Türkiye’yiz deyip, ötekileştirmeden kucaklarsanız hep beraber Türkiye oluruz. Tabii milletimiz sizi tekrar iktidara taşırsa
Batıya ve ABD’ye, bölücülere hizmet etmeyen yeni bir iktidar milletin özgür iradesiyle iktidar olursalar, görevi yeni oluşuma kalbi devretmek demokrasinin, insan olmanın gereğidir. Ben hiçbir partiyi işaret etmiyorum. Seçimler ikinci tura kalırsa muhalefetinizdeki çatı ittifakının PKK’lılara hiçbir zaman terörist diyemeyen HDP’nin oyları yönetimde bir değişiklik olursa AKP’nin ilk on yıl barış süreci denen aynı şeyleri mutlaka yaşarız.
PKK’nın siyasi uzantısı değilseler, PKK Kürtlerin ve Türklerin düşmanıdır. Bir terör örgütüdür. ABD, İsrail’in uşaklığını yapıyor. Türkiye Cumhuriyeti Devletimizi bölmek isteyenlerle birlikte hareket ediyor. Aynı dine mensup olduğumuz Türk, Arap, İranlı Müslümanlarının düşmanıdır diyorlarsalar bu 45-50 gün süreç içerisinde Arvupa’da, ABD’de, Türkiye’de, Dünya kamuoyuna deklare ediiyorlarsa, biz PKK’nın değil, Türkiye Cumhuriyeti Devletine bağlı bölücü olmayan Türkiye Cumhuriyeti’nin bekası, 80 milyonun Türkiye sevdalısı bir partiyiz diyorlarsalar seçimde her türlü karar vermeleri onların da haklarıdır. Daha evvel PKK, AB, ABD, İsrail’le bir yatağa giren bu partililer zehir enjekte eden bu devletlerle birlikte hareket de ettikleri sürece ne kadar zehirlenmişlerdir?
Onların yolunda mı gidecekler, yoksa Türkiye Cumhuriyeti’nin birer vatandaşı olarak hep birlikte Türkiye mi olacaklardır? Onun için muhalefetteki çatı adayları bu konuyu değerlendirmeseler Türkiye’ye değil, ABD ve AB’ye Siyonistlere hizmetten ileriye hizmet etmektir. Eğer HDP muhalefet müttefiki, gönüllerinde devlet bekası Türkiye sevdası, vatan topraklarının her zerresini nausu kadar sevmek, iffeti kadar korumak, devletinin bekasına kalbi gönül vermişseler albayrağımız için bedenlerini feda edecekseler sandıktan milletimizin özgür iradesiyle kimi iktidara taşırsalar milletimiz için, coğrafyamız için, Filistin’de 1948’den beri katliama uğraya Filistinli din kardeşlerimiz için de hayırlara vesile olsun.!
NOT: “Yukarıda MHP ile ilgili bazı şeyleri dile getirdim. Doğru olanları söyledim. Doğru olan AKP’ye beka söz konusu olduğu her dönem can yeleği olmuştur. Ben ülkücüyüm. Daha evvel de dillendirdiğim evimin yolu direkt devlet bekasına çıkar. Kimseye biat etmem. Teslimiyetim Allah’a, sadakatim Devletimedir.
Daha evvel de söylemiştim, bir geniş mektup yazacağım diye. Bu son mektubum değil. Seçime 15-20 gün kala daha geniş kapsamlı bir mektup yazacağım. Bir af söylemi gündeme geldi, Sayın Bahçeli’ye kendi adıma, arkadaşım adına, tüm kader mahkumları adına teşekkür ederim.
Kendim için hiçbir af talebim olamaz. Yıllardır fazla yatmama rağmen 16 tane hastalığım var. 7-8’i ölümcül. Hepsi 6-7 tane süresiz kurul raporlarıyla tescillidir. Benim hücremde bedenim esir. Düşüncelerim özgür. Hastalıklara sığınıp affedilmeyi isteyen Allah’ın El Beşir ve El Rezzak ismine kalbi iman etmemiş demektir. Rabbim ne zaman kapıları açarsa ya evime gider, ya da son nefesimi verip ebediyete giderim. Bölücü ve vatan haini olmayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarımıza saygılarımla arz ederim.”

Daha Fazla Haber